Son zamanlarda Rusya ile Gürcistan yoğun bir savaş halinde. Yani en azından ilk başta öyleydi. Şimdilerde ise Rusya tek taraflı olarak Gürcistan’ı bombalamaya devam ediyor. Bu savaşın etkileri bununla sınırlı kalmaz diye düşünüyorum. Baksanıza Rusya yılların biriktirdiği kinini boşaltmaya çalışıyor.
Savaşın bir de Türkiye’yi ilgilendiren tarafı var. Acaba biz bu savaşın neresindeyiz? Bence Türkiye isteyerek ya da istemeyerek bu savaşa yıllardır taraf olmuştur. Ayrıca Gürcistan lideri Saakaşvili bir piyondan başka birşey değildir. Hem de kimin piyonu biliyor musunuz? Amerikanın!

Gürcistan’da 2003 yılında darbeyle gelen Saakaşvili batıya sürekli yaranmaya çalıştı. Amerikanın desteğini de aldı. Sadece Amerika da değil bizim de desteğimizi aldı. Bizim verdiğimiz desteğin iki yönü var. Birincisi Bakü-Tiflis-Ceyhan enerji koridorunu sürdürmek için verdiğimiz destek, ikincisi ise Amerikanın baskıları sonucunda verdiğimiz destek. Öyle ya da böyle bu savaşta taraf olduk yani sizin anlayacağınız.
Füze Kalkanı
Gazetede son yaşanan olaylardan sonra Türkiye füze kalkanı için acele etmeye başladı gibisinden bir haber okudum. Füze kalkanı iyi hoş da kimden alacağız acaba bu füze kalkanını? Hemen söyleyeyim bunun için dört tane ülke var: Amerika, Rusya, İsrail, Çin.
Benim merak ettiğim biz füzeleri aldık diyelim, peki ya sonra ne olacak? Herhangi bir savaş halinde ne yapacağız acaba? Uydudan kendisine yönelen bir füzeyi tespit eden füze kalkanı ateşleyip havada füzeyi imha ediyor. Füze kalkanının yazılımını da biz öğretmeyeceğimize göre? Savaş anında aldığımız ülkenin uydu bilgilerini değiştirmesi muhtemel.
Bir Öneri
Hani demişler ya bana balık verme balık tutmayı öğret diye bu güzel söze biz neden kulak asmıyoruz acaba? Benim bu konuda bir önerim var! Neden acaba şöyle adamakıllı bir araştırma-geliştirme birimi kurulmuyor. Neden ülken için proje üret türünden afişler sokakları süslemiyor. Tübitak var ama ne kadar yeterli acaba? Öyle devlette memur gibi çalışan birisinden nasıl proje üretmesini bekleyebiliriz ki?
Biz milli takım teknik direktörüne 100 milyar maaş veriyoruz ama neden acaba böyle daha yararlı işler yapanlara destek vermiyoruz.Yani benim aklımda öyle bir ar-ge kuruluşu var ki devlete bağlı olacak ama devlet memuru gibi çalışmayacak. Labaratuvarıdır, bilgisayarıdır son teknoloji olacak. Çalışanlar astronomik maaşlar alacaklar, proje ürettikçe ekstra primler alacaklar. Yani devlet istese bunu yapabilir, bunun içinde kaynak çok rahatlıkla bulabilir. Sonuçta bu tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir mesele.
Şimdi Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı, Rektörler vs vs çıksalar kameraların karşısına ve deseler ki: “Biz böyle birşey kuracağız, çalışmak isteyenler başvursun. Ayrıca kdv oranını %19 yaptık %1i sadece bu kuruma harcanacak.” Güzel olur aslında ama bilmiyorum çok uçuk bir fikir mi bu?
Bir Reklam Vardı
Çok yakın bir zamanda televizyonlar bir reklam dönüyordu. İş Bankasının süperin de ötesinde hazırlattığı reklam filminde şu söz geçmişti: “Sen kendine şunu soracaksın; ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum? Dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum? Eğer çok istiyorsan, ne eline batan diken, ne de söylenenler umurunda olmayacak ”
Devamı »