Blog Ödülleri 2009′a Katıldık

12 Nisan 2009 Pazar

Henüz Yorum Yok

2007 yılından bari tamamen kişisel hobi olarak yazdığım bu blog, aslında yeni keşfettiğim şeyleri geniş kitlelere ulaştırma aracımdır. Bu güzel blog ile 2008 yılında ilk defa katıldığımız (zaten yarışma da 2008′de başladı) blogödülleri yarışmasına tekrar katılıyoruz. Geçen sene yarışmanın aksayan yönlerini Blog Ödülleri 2008 Dersleri yazısıyla herkese duyurmuştuk. Bu sene Eray‘ın öncülüğünde geçen senekinden çok daha iyi bir organizasyon ve altyapı oluşturulmuş. Bilişim çağında Türkiye’nin bilişim önderlerini canı gönülden destekliyorum ve tebrik ediyorum.

Bize Blogödüllerinde oy vermek için tıklayın!

Wordpress 2.7 Sürüm Yükseltmesi Yaptım

29 Mart 2009 Pazar

Henüz Yorum Yok

Uzun süren bir ayrılıktan sonra siteye biraz olsun vakit ayırabildim. İlk yaptığım iş yönetim panelinde yeni sürüm var uyarısını biran önce yoketmek için sürüm yükseltmesi yapmak oldu. Yeni sürümün bütün özelliklerini deneyemedim. Fakat şunu diyebilirim yönetim paneli harika olmuş. Çok iç açıcı olmuş. İnsanın yazdıkca yazası geliyor.
wordpress

Panorama 1453 Fetih Müzesi

15 Mart 2009 Pazar

21 Yorum

İstanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Tarih 29 Mayıs 1453…Bir dünya şehri alınmış, bir çağ kapanmış, yeni bir dönem başlamıştı. Zorlu geçen fetih hazırlıklarının ardından alınan İstanbul, nihayet artık Türklerin elindeydi; bir daha başkasına verilmemek üzere, sonsuza dek…

İstanbul’da yakın zaman içinde çok güzel bir müze açıldı. “İstanbul’un fethi” temalı müzeyi diğer müzelerden ayıran en önemli özelliği panoramik bir müze olması. Öncelikle panoramik ne demektir, onu belirtmemiz gerekir. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre panoramik: “Yüksek bir yerden bakıldığında göz önüne serilen geniş görünüş” anlamına gelmektedir.

Topkapı Şehir Parkı içerisinde yer alan Panorama 1453 müzesi, yaklaşık 5 milyon dolarlık bir maliyetle, 3 bin metrekarelik bir iç alana sahip olacak şekilde hazırlanmıştır. İç yüzeyinde Canon’un imagePROGRAF iPF9000 adlı yazıcısından çıktısı alınmış ve baskısı için Canon marka kanvas kağıt kullanılmış olan devasa boyutta bir resim bulunmaktadır. Projede ayrıca, bu tarihi esere yakışacak nitelikte 100 yılı aşkın süre hiç eskimeden kalabilen pigment mürekkep kullanılmıştır.

Şimdi isterseniz biraz da müzenin içinde ne var, ilk girişten itibaren sizi neler bekliyor bir gözatalım. Ülkemizde özellikle öğrencilerin maddi imkansızlıklardan dolayı bu tip müzeleri gezme olananağı maalesef pek olamıyor. Müze yetkilileri de bunu düşünmüş olacak ki fiyatı minimum düzeyde tutmuşlar. Bunun da gerçekten çok işe yaradığını düşünüyorum. Çünkü öğrenciler için belirlenen 3 lira gibi bir fiyat sayesinde ziyaretçilerin ezici bir çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğunu söylesek abartmış olmayız.

Surların hemen yanında inşa edilen devasa boyuttaki müzenin, surların görünüşüne engel teşkil etmemesi de takdir edilebilecek şeylerden bir tanesi. Görüntü kirliğinin önüne geçmek için çok iyi bir çözüm bulunmuş ve müzenin büyük bir kısmı yeraltına inşa edilmiştir. Dünyada şu anda yaklaşık 30 kadar panoramik müze bulunmakta. Panoramik müzeler genellikle tarihteki önemli olayları tablolaştırmak için yapılmışlardır. En önemlileri, Waterloo Savaşı Panoraması, Osmanlı-Rus Savaşı‘nı anlatan Kırım Savaşı Panoraması, Napolyon‘un Moskova Savaşı Panoraması, Plevne Müdafaası Panoraması ve Mesdag Panoraması‘dır. Bu panoramaların çoğu, 1800′lü yıllarda yağlı boya tekniğiyle ve olayın geçtiği yerde yapılmışlardır. Müzelerin bazıları yatay olarak bazıları da dikey olarak yarım panoramik özelliktedir.

Müzenin belki de en can alıcı noktası “tam” panoramik olmasıdır. Burada “tam panoramik” ile etrafınızı çepeçevre saran ve sınırlarınını göremediğiniz panoramik resim anlatılmaktadır. Biraz önce bahsettiğimiz diğer ülkelerdeki panoramaların bir kısmı enine bir kısmı da boyuna inşa edilmişlerdir. Bu şekilde sınırlarını görebildiğiniz bir resmin üç boyutlu hissi vermesi ise oldukça güçtür. Müzede bu etkinin tam olarak hissettirilebilmesi için ziyaretçilerin 14 metre uzaklıktaki platformdan bakması sağlanmıştır.

2005 yılında başlanılan projede sekiz sanatçının yoğun emeği var. Fikrin sahibi ressam ve çizgi film yönetmeni Haşim Vatandaş aynı zamanda projenin koordinatörlüğünü de yürütüyor. Ramazan Erkut (background), Yaşar Zeynalov (figürlerden sorumlu ressam), Oksana Legka (ressam), Ahmet Kaya (storyboard), Hasan H. Dinçer (bilgisayar uygulama), Atilla Tunca (maket) ve Murat Efe (bilgisayar uygulama)’nin de görev aldığı bu müze Türk sanatçısının, imkân verildiğinde neler başarabileceğinin çok açık bir kanıtı olarak önümüzde durmaktadır.

Merdivenlerden çıktıktan sonra gördüğüm manzara karşısında adeta şok olmuştum. Önce yutkundum, gerçek mi diye bir bakakaldım. Etrafımı çepeçevre saran atmosfer sayesinde kendimi Bizans surlarının Fatih’in toplarıyla dövülmesininin canlı tanığı olarak hissetttim. Eminim siz de ziyaret ettiğinizde bu şekilde bir şok olma süreci yaşayacaksınız. Müzeyi ziyaret edip de eve geldikten sonra yaptığım ilk iş müze hakkında internette yer alan yazılara bakmak oldu. Müzenin resmi internet sitesi olan panoramikmuze.org’a girdiğimde, sitede yer alan tanıtım yazısı yaşadıklarımın birebir tercümesi olmuştu adeta. (daha fazla…)

Enerji Arayışları ve Güneş Arabaları

01 Şubat 2009 Pazar

2 Yorum

Sürekli olarak küreselleşmenin etkisi altında kalan dünya, otomobillerin vazgeçilmezi, benzinin hammaddesi olan petrolün tükenmeye yüz tutmasıyla birlikte artık yeni enerji kaynağı arayışlarına doğru yönelmektedir. Arayışların altında yatan sebeplerin başında petrolün giderek azalması ve her geçen gün artan otomobil sayısıyla doğru orantılı olarak artan çevrenin kirliliği gelmektedir.

Bu arayışlardan ilki hidrojenle çalışan otomobillerdir. Hidrojenle çalışan içten yanmalı motor verimlilik açısından pek bir iyileştirme getirmemesine karşın, yanma ürünü olarak su buharı ürettiği için çevreye en az zararı veriyor. Bununla birlikte hidrojenin dağıtımı ve depolanması problemi kullanış açısından bir dezavantaj yaratmaktadır.

Hidrojenle çalışan otomobillerin yanında bir de elektrikle çalışan otomobiller vardır. Hidrojenle çalışan otomobillere göre daha fazla verim elde edebildiğimiz elektrikli otomobillerde en büyük sorun, elektriğin depolanması problemidir. Elektrik, yüksek güce sahip akülerde depolanır. Bu yüksek güce sahip akülerde karşılaşılan en büyük sorun, çabuk bitip, uzun sürede dolmasıdır. Bu da beraberinde elektriğin hareket halindeyken üretilmesini zorunlu kılmıştır. Elektrik metanol veya hidrojenler gibi kimyasallardan elde edebilmemize rağmen, bu maddelerin üretim zorluğu ve maliyet açısından sıkıntı yaratması neticesinde başka yollar aranmaya başlanmıştır.

İşte tam bu noktada, elektriğin güneşten üretilmesi fikri akla gelmiştir. Güneş panellerinin üzerlerine yerleştirilen fotovoltaik gözeler sayesinde güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürebiliyoruz.

Güneş Arabaları

Yukarıda saydığımız tüm bu nedenlerden dolayı, güneş enerjisiyle çalışan otomobillerin yapılması zorunlu hale gelmiştir. Türkiyede bu işle yoğun bir biçimde uğraşan üniversitelerimiz mevcut. İsterseniz gelin şimdi de Türkiye’de bu teknolojinin gelişmesi adına yapılan çalışmaların gönüllü mimarlarını yakından tanıyalım.

İTÜGAE(İTÜ Güneş Arabası Ekibi)

Türkiye’de “lider güneş arabası yapma” hedefiyle yola çıkan İTÜ Güneş Arabası Ekibi Tübitak tarafından her yıl düzenlenen, güneş arabalarının yarıştığı Formula G yarışlarında sayısız birincilikler elde etmiştir. Güneş arabası yapma fikri, 2004 yılında Elektrik fakültesinden 4 mühendis adayının girişimleri sonucu somutlaştı. Çalışmayı bir yere kadar getirdikten sonra Makine Mühendisliğinden arkadaşlara duyulan ihtiyaç nedeniyle ekip genişledi. Güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüştürülmesinden sonra arabanın en verimli şekilde gitmesi için Uçak Mühendisliğinden öğrenciler de ekibe dahil olmuşlardır. Yapılabilecek en iyi arabayı yapmak için ise daha sonraları Telekominikasyon, Kontrol, Elektronik, Uzay, İşletme, Çevre, Kimya, Metalurji Mühendisliklerinden öğrenciler bu çalışmaya ortak olmuşlardır.

Projede çalışan öğrencilerin sayısının artmasının ardından proje ekibi Elektrik, Mekanik ve Organizasyon olmak üzere üç ana bölüme ayrılmıştır. Ariba ismiyle anılan İTÜ güneş arabalarında Tübitak’ın Formula G’de kural olarak belirlediği 1kwh’lık aküler mevcuttur. Güneş arabası yapımı sırasında karşılaşılan en büyük problem, hiç şüphesiz maddi sıkıntıdır. Türkiyede maalesef üretimini yapılmayan ileri teknoloji aküler ve güneş pilleri yurtdışından ithal edilmektedir. Güneş enerjisiyle çalışan arabalarda en fazla merak edilen soru, bu araçların güneşsiz havada ne kadar çalışabildikleridir. Bu araçlar bahsi geçen akülerle güneşsiz bir günde 50 km yol gidebilmekte, güneşli günlerde ise yaklaşık 35 km/saatlik hızla hareket edebilmektedirler.

Yazamıyorum…

13 Aralık 2008 Cumartesi

7 Yorum

Okul koşturmacasından dolayı bloguma pek vakit ayıramıyorum. Umarım anlayışla karşılarsınız. Bu arada photoshop’ta kendimi geliştirmeye başladım. En son çalışmam sol tarafta. Yorumlarınız?

Eski Yazılar Yeni Yazılar